Elbette hikâyenin tamamını burada anlatmayacağım; merak edenler burayı tıklasın, detaylı bilgiye ulaşsın. Kendi kişisel tarihlerine oldukça zorlayıcı bir yolculuk yaparak bütün insanî ilişkileriyle yüzleşmek isteyenler ise bir zahmet filmi alsın, otura-kalka izlesin, herşeyi benden beklemeyin, değil mi ama kardeşim?..
30 Ağustos 2009 Pazar
Gözlerimi de al bari!..
Elbette hikâyenin tamamını burada anlatmayacağım; merak edenler burayı tıklasın, detaylı bilgiye ulaşsın. Kendi kişisel tarihlerine oldukça zorlayıcı bir yolculuk yaparak bütün insanî ilişkileriyle yüzleşmek isteyenler ise bir zahmet filmi alsın, otura-kalka izlesin, herşeyi benden beklemeyin, değil mi ama kardeşim?..
28 Ağustos 2009 Cuma
Akışa bakış...
Herkes yalnızdır aslında, bu varoluşun kaçınımaz gerçeğidir... Dıştaki kalabalıklar içteki tenhalığı değiştirmez. Herkesin içinde kimsenin giremediği, giremeyeceği saklı bir oda vardır, yerini odanın sahibinden gayrısı bilmez. Oradaki sessizliği gürültüye boğamaz kimse, o başka hiçbir sayıyla çarpılmaz, toplanmaz ve bölünmez. Sayısal karşılığı, iç basıncı, ısısı, derecesi zaten yoktur, ölçülmez. Herşey biter, birşey bitmez...
26 Ağustos 2009 Çarşamba
Ev hali...
23 Ağustos 2009 Pazar
Yasemenler gece kokar...
21 Ağustos 2009 Cuma
İnsan olmak/hayvan olmak...
İstese tek çene hareketi ile boynunu kırıp atabilir, aralarındaki fark o kadar büyük ki; en ufak bir ters hareketi dahî bebek kedinin ölümüne sebep olabilir. Üstelik bu iki türe yüklenen ezelî düşmanlık ezberi hemen herkes tarafından bilinir. Onlar kimi ''yüce insanlar'' tarafından ''amaaan, alt tarafı hayvan işte!'' denilerek aşağılanır, küçümsenir. Onlar mikroplu, keneli-pireli, kıllı-tüylü, pis ve uzak durulması gereken ''şey''lerdir. Dünyada olmaları, ''yüce insan''ın ayağına dolanmaları ne kadar da gereksizdir! Ama beceriyorlar işte insanın bir türlü beceremediğini, insan kendi türünden olanlara kolayca, gözünü bile kırpmadan kıyarken ve diğerleri bu vaziyete bir o kadar kolayca ''cinnet'' deyip geçerken, onlarda güçsüz ve muhtaç olana sonsuz bir merhamet var, birbirlerinin varlığını böyle güzel kabûllenip o varoluşu böyle de güzel kolluyorlar işte. Çok yaşa sen köpek kız Fadik, çok yaşa sen bebek kedi Bücür ve çok yaşayın siz hayvan çocuklar, dünyanın öyle ihtiyacı var ki size...
(Hayvanların içinde bulunduğu ortamın genel enerjisinin onların davranışları üzerinde ne kadar fark yarattığı, düşmanlık pratiği körüklenerek, kötü koşullarda ve şiddet görerek yetiştirilen hayvanlarda agresyon ve saldırganlığın arttığı bilindiğine, ayrıca tabiat içindeki vahşî hayvan davranışları tamamen hayatta kalabilmek, varlığını devam ettirebilmek temelinde şekillendiğine göre ''efenim, arslanlar geyikleri avlayıp çatır çatır yiyor ya, ona ne diyeceksiniz bakalım?!!'' aklıevvelliğine karnımızın tok olduğunu şimdiden belirtelim de, sonra kavga çıkmasın durduk yere...)
18 Ağustos 2009 Salı
Acısıyla-tatlısıyla...
Ameliyatımdan sonraki gün, bir karton kutu içinde ölmeye terkedilmiş iki bebek kedicik bulundu. Onları analarından ayırıp ölüme terkedenlere inat direnmişler, sanki benim hastaneden çıkıp eve dönmemi beklemişler. Acar ve Bücür kardeşler artık güvendeler, biberondaki mamalarını emerken çıkardıkları mutlu mırıltılar sanırım bütün fiziksel acılara değer. Üstelik evren bu iki öksüze bir de ana hazırlamışmış ve o da bizim evde yaşamaktaymış meğer:) Köpek kız Fadik yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz şekilde sürekli peşlerinde, gece-gündüz sepet başında nöbette, yani gene muhteşem dostluk manzaraları mevcut bizim evde. Sağolsunlar, varolsunlar, o saçma-sapan düşmanlık ezberinin karşında, ellerindeki evrensel barış bayrağıyla hep böyle dimdik dursunlar...
14 Ağustos 2009 Cuma
Bekleyenler...
10 Ağustos 2009 Pazartesi
İtinayla kafa ütülenir... Evlere servis yapılır...
7 Ağustos 2009 Cuma
Ağustos'un 7'si, maalesef şu an yerinde değil kendisi...
Bugün lokma yedim, hoşuma gitti, meğer özlemişim... Dağıtanlar hangi niyetle hayır yapmışsa artık, o niyete hayır dua ettim. Hâttâ dudağımı yaladım, ve hâttâ üzerine serin serin su içtim...

Buzla pek sıkı-fıkıyız şu aralar; henüz aşk var diyemem ama zamanla olabilir, kısmettir, ne denir? Hem niye çekiyorsunuz ki kardeşim, çekmeyin, özel hayat saygı gerektirir!..

Klima sevmiyorum, yelpaze seviyorum. Delirtici Ağustos sıcaklarına karşı bu gayet Japon duruşum havalar serinleyene kadar devam edecektir, kamuoyuna saygıyla bildirilir...
Cep telefonu konuşmaları lüzûmsuzca uzadığında telefon ısınıyor, bir müddet sonra adamın kulağı pişiyor! Mümkünse hiç çalmasın, ille çalacaksa da mevzu her neyse kısaca özetlenip kapatılsın lûtfen. Ayrıca benim cep telefonu eski model, öyle 3 G'li falan değil, sûretimi naklen yayınlamak niyetinde değilim, yani kimse boşuna heveslenmesin. ''Aradığınız kişiye şu an ulaşılamıyor, ruhu artık kimbilir nerelerde dolaşıyor, paşa gönlünüz bilir, isterseniz daha sonra tekrar deneyin. Sinyal sesinden sonra öyle mesaj bırakmak falan da yok kardeşim, en iyisi siz boşuna beklemeyin...''
3 Ağustos 2009 Pazartesi
Dalga geçsene benimle!..
