Efsanenin tamamını burada anlatmayacağım; ancak bilmeyen ve merak edenler için linkini vereceğim. Oraya gitmek için çıtkırıldım olmayan, sağlam bir araca ve epeyce yürüyüp tırmanabilecek ayaklara ihtiyaç olduğunu belirtmeden de geçemeyeceğim. Parmakarası terlik, tokyo, sandalet vb. yaz şeyleriyle oraya gitmeye kalkan ihtimâl daha yolun başında vazgeçecektir zaten, bu sebeple tabanı kuvvetli, burnu kapalı ve ayağı sıkmayan, dayanıklı, spor pabuçları tavsiye edeceğim. Fotoğraf makineniz, sırt çantanız, çantanızın içinde mümkünse ufak bir havlu, soğuk sandviç ve meyve bulunsun, yanınızda köpek bulundurmak şart değil ama ben denedim, bu sayede mekânın bildik ismi olan Hasanboğuldu'nun yanına Fadikyoruldu'yu da başarıyla ekledim:)
30 Eylül 2009 Çarşamba
Hasan neden boğuldu?..
Efsanenin tamamını burada anlatmayacağım; ancak bilmeyen ve merak edenler için linkini vereceğim. Oraya gitmek için çıtkırıldım olmayan, sağlam bir araca ve epeyce yürüyüp tırmanabilecek ayaklara ihtiyaç olduğunu belirtmeden de geçemeyeceğim. Parmakarası terlik, tokyo, sandalet vb. yaz şeyleriyle oraya gitmeye kalkan ihtimâl daha yolun başında vazgeçecektir zaten, bu sebeple tabanı kuvvetli, burnu kapalı ve ayağı sıkmayan, dayanıklı, spor pabuçları tavsiye edeceğim. Fotoğraf makineniz, sırt çantanız, çantanızın içinde mümkünse ufak bir havlu, soğuk sandviç ve meyve bulunsun, yanınızda köpek bulundurmak şart değil ama ben denedim, bu sayede mekânın bildik ismi olan Hasanboğuldu'nun yanına Fadikyoruldu'yu da başarıyla ekledim:)
25 Eylül 2009 Cuma
Aman aman berberim aman...
Amerikalı aktör Michael Emerson, geçtiğimiz hafta Lost dizisindeki rolü ile Emmy ödülünü kaparak gülümsemesini bir kez daha haklı çıkartmıştır... Da; bunun da konumuzla alâkası bulunmamaktadır. Kendisinin sakalsız ve sakallı halleridir bizi ilgilendiren. Belki o sırada oynadığı bir rol gereği, belki de sadece canı öyle istediği için sakal bırakmış, bir müddet ortalıkta öyle dolandıktan sonra da ''kökü bizde nasılsa...'' diyerek kesmiştir muhtemelen. Kendisini severiz, başarılarının devamını diler, hoş fotoğrafları için teşekkür ederiz...
20 Eylül 2009 Pazar
Sen onu benim sakalıma anlat!...
Traş olmak erkeklerin hayatının önemli bir parçası, bunun için kullandıkları yöntemler ve araçlar da hayli farklı. Traş makinesi sevenler var, bilmemkaç bıçaklı modern jiletler ve traş jellerinden vazgeçemeyenler var, babadan kalma ustura ve traş sabunlarına inatla devam edenler var, falan filan... Bir de klasik berber uygulamasını tercih edenler mevcut, yani erkek kısmı berbere sadece saçını kestirmek için gitmiyor mâlûmunuz, çoğunun evde, kendi usûlü ile hallettiği sakal traşı mevzuu kimileri tarafından berberde yaptırılması gereken bir işlem olarak görülüyor ve berberin yolu tutuluyor. Bu bana biraz tuhaf geliyor nedense, hani ayak parmaklarına oje süreceksin alt tarafı ama bunun için kalkıp kuaföre gidiyormuşsun gibi:)
18 Eylül 2009 Cuma
''Bir berber bir berbere...'' ve geçtiğimiz soğuk dere...
13 Eylül 2009 Pazar
Kağıt gemi...
9 Eylül 2009 Çarşamba
Su gelir güldür güldür!!!...
Gözümüz bulutlarda beklediğimiz yağmurların çıkagelmesi üzerine yaşanan o kısa ön sevinç yerini önce endişeye, sonra korku ve paniğe ne de çabuk terketti, değil mi? Durmadı çünkü yağmur, sakin başladı, sonra giderek hızını arttırdı, daha sonra türküdeki gibi ''güldür güldür'' su gelmeye başladı yamaçlardan, tepelerden, yollardan... Hayvanları, insanları, araçları, her türlü eşyayı önüne katıp sürükledi, artık herşey çamurlu, bulanık bir gölden ibaretti. Çünkü tabiat dengeleriyle bu kadar fütursuzca oynanmasını, adetâ kendisiyle alay ediliyor olmasını hiç sevmezdi! İnsanlar için ''sabrın sonu selâmettir'' denirdi ama tabiatın sabrının sonu genellikle işte bu şekilde ''felâket'' oluyordu. Fotoğraflar Edirne'den, bugün elime geçti. O bölgede kurtarılmayı bekleyen daha çok canlı var, bilinir herhalde, ben bu tür tabii felâketlerde insan-hayvan ayırdetmem, aslolan ''can''dır ve onu kurtarmaktır mühim olan...
Bugün 9.09.2009; tarih olarak elbette farklı anlamları var, aynı zamanda Antik Maya Takvimi'ne göre kutsal sayılardan ''9''un enteresan ve nadir bir dizilimle yer aldığı gün bugün. Niyetlerinize, içinizden geçirdiklerinize, düşündüklerinize dikkat edin derim, ben niyetlerimi çoktan evrenin ve bütünün hayrına yönlendirdim. Ve düşündüm ki; ''Tabiat sabrının sonuna gelirse bakın neler oluyormuş?'' isimli filmin sonunu biz farkında olanlar ezberlemiş olabiliriz ama hâlâ bu filmi izlememiş olanlar var, gerekirse gelin zorla izletelim!.. Çünkü bu dünya bizim, hepimizin...
Bugünün kafa yaran taş etkili sözü:
Kör cehalet çirkefleştirir insanları!
Suskunluğum asaletimdendir.
Her lâfa verecek bir cevabım var,
Lâkin; bir lâfa bakarım lâf mı diye,
Bir de söyleyene bakarım adam mı diye...
Hz.Mevlâna
O kadar yani! Çok severim bu sözünü hazretin, pekçok vaziyete cuk oturur çünkü, he he:)
6 Eylül 2009 Pazar
Vazgeçtim gitti...
Meraklısı için: ''Bu Chris Botti dediği herif de kimin nesi acep?'' diyenler varsa, kendisinin Sting abimizin mühim bişeysi olduğunu söyleyebilirim yalnızca, öyle uzun uzun anlatamayacağım şimdi, vaktim dar, gerisi için müracaat buraya...
4 Eylül 2009 Cuma
Basit...

Akşam doktorumla randevum vardı. Muayeneden sonra artık herşeyin yolunda olduğu sonucuna vardı, sol göğsümdeki sıvı toplanması bir süredir sıkıntı yaratmaktaydı ama sanıyorum yapılan ara müdahalelerle bu sorun da geride kaldı...
2 Eylül 2009 Çarşamba
Saf...
''Gizli saldırganın hilelerine maruz kalmak çok kolaydır'' diyor ''Kuzu Postunda Kurt'' isimli kitabında üstad Dr.George K. Simon, ''Sömürgen İnsanları Anlamak ve Onlarla Başa Çıkmak'' bölümünde de aldatılmaktan kaçınmak isteyenlere ciddî ipuçları veriyor. Meselâ diyor ki; ''bu gibi gizli saldırganlar çocukça bencilliklerini aşmayı öğrenememişlerdir, başkalarının incinebilirliklerine gerçekten saygı ve empati duymayı başaramazlar, zaaflar, zayıflıklar onlar için daima avantajdır. Zaafı, özellikle de duygusal zaafı küçümsedikleri için kurbanlarının duygusal düğmelerine basmayı fazlasıyla iyi öğrenmişlerdir. Ancak mücadelenin ne zaman gerekli ve adil olduğunu hiç öğrenemediklerinden, istedikleri şeyle aralarına giren herşey ve herkesi düşman olarak görürler. Sömürgenler hatırı sayılır oranda gerçeği sizden saklayarak ya da gerçeğin temel unsurlarını çarpıtarak sizi eksik bilgilendirirler. Sonra da buna dayanarak yalan söylemediklerini iddia ederler. Hâlbûki; bu gibi gizli saldırgan kimlikler yalan söylemek, sürekli inkâr, dikkati başka yöne çekmek, kaçamak konuşmak, suçluluk uyandırmak, kurban rolü oynamak, öfkeye gizlenmek, suçu yansıtarak kendilerinden başka herkesi ve herşeyi suçlamak konusunda uzmanlaşmışlardır...'' Valla ben derim ki; daha usta bir karakter yorumcusu olmak isteyenler bu kitabı başucu kitabı yapsın, uzun müddet üzerinde çalışsın. Yoksa bu ''kuzu postundaki kurtlar''ın belki açıkça görülmeyen ama neden sonra, ayrıntılı bir ''hasar tespit raporu'' çıkarıldığında insanı dehşete düşüren zararlarını tamir etmeye çalışmak bu kitabı okumaktan çok daha zahmetli ve zaman alıcı olabilir. Dedim mi? Dedim:) Ha, bir de unutmadan, ben hayvanları her zaman sadece kendi postları altında oldukları için bu kadar çok severim...