9 Mayıs 2010 Pazar

Karakutu...

AŞK TEK KİŞİLİK, İHANET İSE İKİ...


Aşk köpekliktir, ayaklanmasıdır onursuzluğun!..


Bir uçurum gibi büyüyen sükût, ümitten kopuş hani...


İhanet havarilerinin kanlı parşömenlerini yazan bendim… Çarmıhın kutsal metinlerine ismini işleyen; İsa’nın son şakirtiydim. Ellerim çatlak divitti, mor zamanlar aktı tırnaklarımdan. Ama her sayfanın başında öylesine sevdim ki seni, bitirmek istedim şuursuzca kendimi...


Yüreğim değil beynim ağrıyordu artık…


Ben, senin nefesine taliptim.


İçime çektiğim ruhun, uzatmıştı ömrümü?


Çektin dudaklarını benden, çektim dudaklarımı senden; soluksuz bir imansızlık kaldı aramızda.


Şairin boynuna asılı yaftaydı; dil orospusu...


Yalandı öyle mi satırlardaki ölüm?


Bilemedin; kelimelerden kuruluydu kağıttan intiharlar…


Özlenen ve beklenen, yok oluşuydu aslında; etin, kemiğin.


Oysa; azar azar eriyişiydi yazılanlar, yaşama isteğimin…


‘Duygu İmparatorluğu’nun tahtını sürüdüğümüz, mermer odalarda yok ettik tenlerimizi.


Ve biliyoruz artık, ne iğrenç bir şey beyaz örtüler altında gassalı beklemek.


İsterdim ellerimle yıkayayım seni...


Kirlerinden arınırdı belki gece.


-Ki; gecelerin fahişesi Magdalena sen miydin?..

Yazı üslûbumu tanıyan, bilen okurlarımın ''amanın, amanın!..'' şeklinde telâşlandıklarını görür gibiyim, ancak telâşa hacet yok efendim zira bu satırların yazarı ben değilim. Sahici yazar dün beni aradı ve son yazılarını blog sayfamda yayınlayabileceğimi söyleyerek beni onurlandırdı, sağolsun. Bir müddettir yazdıklarını benimle paylaşmaktaydı, son kitabının temellerini atmaktaydı, farkındaydım. ''Yazar''ın ya da ''yazan''ın ruhu fırtınasız olmaz pek, hani olur belki olmasına da, o zaman yazdıklarından o efsunlu, acı lezzetli duman tütmez gibi gelir bana, okur geçersiniz yani, fazla iz bırakmaz... Kitabım ''Tırmık İzi''nin yayıncısı, Karakutu Yayınları'nın yöneticisi, şair, sinema eleştirmeni, editör  ve arkadaş  Rasih Yılmaz da öyle kolay okunup hemen unutulan yazılara imza atmaz. İfade kodları onun kendi ''karakutu''sunun içinde saklıdır, kaza sonrası olay yeri incelemeye gitmek gibidir onu okumak, fakat uğraştırır sizi, kaza sebebini açıklayacak karakutu öyle kolay kolay bulunmaz. O kendiliğinden söylemeseydi ben yazısını burada yayınlamaya elbette cesaret edemezdim ama pat diye söyleyiverdi. Hâttâ ekledi; ''fikirlerini paylaşmak isteyenler rasihyilmaz@hotmail.com adresine yazabilir, bu beni sevindirir, kitabıma yön verir, biçimlendirir...'' Ne vakit kendisinden bir ricada bulunacak olsam bana ''emret...'' diye cevap veren ve o anda ne diyeceğimi şaşırtan bu derviş gönüllü adamın son yazılarını arada bir sayfama konuk edeceğim yani, bilesiniz. Şimdi başa dönüp yeniden okuyun dilerseniz, işte huzurlarınızda Rasih Yılmaz...

4 yorum:

Handan Demiralp dedi ki...

Handan Hanım merhaba. Adıyaman'dan Hasan Çakır. Bugün tüm Anneler için anlamlı ve özel bir gün. Aslında Handan Demiralp ile ilgili sadece TRT radyo sınırları içerisinde sesinden,sunumundan ve yorumundan büyük bir keyif aldığım,hayranlık duyduğum, aynı zamanda spikerliğin yanında yazarlık özelliği olan, hayvansever bir şahsiyet profili var. Benim nazarımda çok değerli olmanız vasilesiyle bir anne olduğunuzu arzulayıp, ümit ederek, böyle düşünüp bu iletiyi yazıyorum. ANNELER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN. Ben bu özel günü bir anne olarak seneler boyunca yaşamanızı diliyorum. Adıyaman'dan sevgilerimi,saygılarımı ve selamlarımı gönderiyorum. Esen kalın, Hoşçakalın:)... diyerek duygularını içtenlikle ifade eden değerli okurum/dinleyicim Hasan Çakır'a teşekkürlerimi yolluyorum. Sağolun Hasan Bey. Ben biyolojik olarak anne olmadım ama yetiştirdiğim, doğumlarına tanıklık ettiğim, bakıp büyüttüğüm, öğretmenleri olduğum insan ya da hayvan, pekçok çocuğum var:) Bu harika birşey gerçekten. Anneliği tüm vasıfları ile karşılayan, bu kavramın içini hakkıyla doldurabilen tüm anneleri kutlayalım. Sevgilerimle...

Nur dedi ki...

Ben de çocuğunu hangi yaşa gelmiş olursa olsun hiç bırakmayan ve gerçekten çıkarsızca çocuğunu seven tüm annelerin ve yüreğinde annelik taşıyan tüm kadınların anneler gününü kutluyorum.Saygı ve sevgilerimle. Nur

Handan Demiralp dedi ki...

Teşekkürler değerli Nur Hanım. Bir de; bu tarz ''özelleştirilmiş'' günlerin daha ziyade ticarî kaygılara malzeme edilmekte olduğunu göz önünde tutarak, ''anne sevgisi''nin ve bu kavramın değerinin kimi hediyelere endeksli olmadığını, sadece bir özel günün sınırları içine hapsolmaması, bir hayat pratiği olarak uygulanması gerektiğini hatırlatalım derim. Annesi hayata veda etmiş olanlar var, ekonomik gücü annesine hediye almaya kafî olmayanlar var vs. O sebeple; ben aslında bu ''özel günler'' dayatmasına karşıyım. Tabii bu benim fikrim. Bütünsel bakabilmek lâzım konuya. Çok sevgimle...

Hasan dedi ki...

Handan Hanım göndermiş olduğum iletiyi sayfanızda yayınladığınız ve burada cevapladığınız için teşekkür ederim.Biyolojik olarak Anne olmadığınıza yazının başında üzüldüm ama yazının devamında(Yetiştirdiğim, doğumlarına tanıklık ettiğim, büyüttüğüm, öğretmenleri olduğum,insan yada hayvan pekçok çocuğum var:))cümleniz beni çok mutlu etti. Gerçekten müthiş birşey. Bunun için sizi kutluyorum, ben bu durumda gönül rahatlığıyla dünkü ANNELER GÜNÜNÜZÜ tekrar kutlamak istiyorum. Son olarak ''Özel günler'' dayatmasına karşıyım fikrinize tamamen katılıyorum, Hakikaten bütünsel bakmak lazım. Değerli yazınız için Çok teşekkürler... Bu arada bir not: Bu gece GECEDEN SABAHA nöbetiniz var, şimdiden kolaylıklar diliyor, istekler saatinde görüşmek dileğiyle