4 Ocak 2011 Salı

''Vardım Hint eline''-1...

Bizimkiler Hindistan seyahatlerinin ilk etabında, uluslararası misafir ağırlama sistemine kayıtlı, yani kendi evlerinde turist ağırlayan ve bu işten para kazanan bir ailenin evinde kaldılar. Evin dış görünüşü epey iddialı olsa da, içinin sade ama temiz ve yeterli olduğunu ifade ettiler. Evsahiplerinin Hristiyan olduğunu farkedince biraz şaşırmış olduklarını da belirttiler. Evde bir ibadet köşesi bulunuyor, ortadaki vefat etmiş büyük dedenin fotoğrafı...

Gülsün'ün içinde oturduğu ufacık, sevimli taşıt aracı bir ''tuk-tuk''. Bir tür motorsiklet-taksi de denebilir buna. Küçük olduğundan yoğun trafikte kullanışlı, üstelik çok da ucuz. Tuk-tuk gerektiğinde evsahibi bey Matthew (bu da tipik bir Hintli erkek adı değil tabii) tanıdığı bir şoföre telefon ederek aracı eve çağırıyormuş. Bu sebeple bizimkiler gidecekleri yerlere hep aynı şoför ve araçla gitmişler...

Bu da tuk-tuk içinden gözlenen tipik Hindistan kalabalığı... Bir zamanlar mahalle aralarında öte-beri satan motoguzziler vardı, hatırlayanlar çıkacaktır, işte bu tuk-tuk onun bir benzeri, Hindistan'da kent içi ulaşımın büyük kısmı tuk-tukla sağlanıyor. Ucuz olduğu için de turistler özellikle tercih ediyor...

Telefonla konuşan bey bizimkilerin kaldığı evin sahibi Matthew, gördüğünüz gibi merdiven basamaklarının üzerinde çıplak ayakla duruyor. Zira bu eve asla ayakkabı ile girilmiyormuş ve Hindistan'da görülmesi pek de kolay olmayan hijyen ve temizlik kuralları titizlikle uygulanıyormuş. Bizimkiler bu durumdan gayet hoşnut olmuşlar tabii, ayrıca evsahiplerinin konuklarına gereken her konuda içtenlikle yardımcı olmalarını da takdir etmişler. Hiç bilmediğiniz, tanımadığınız bir ülkeye gitmişseniz bu son derece önemli bir husustur, aksi halde hemen her ülkede ''avanak turist'' muamelesine maruz kalır, en basit ihtiyacınızda dahî kazıklanır, kolayca gidebileceğiniz mesafeler için fazla zaman+para kaybeder ve bunu çok sonradan farkedebilirsiniz. Oranın yerlisi olan birinin sizi yönlendirmesi, kimi konularda ikaz etmesi ve yardımcı olması iyidir...

Bizimkiler tam Noel'de orada olduklarından, Hristiyan geleneklerine göre yapılan kutlamalara da tanık olmuşlar. Noel gecesi ''Christmas pastası'' kesilmiş, cümbür-cemaat yenmiş. Maytaplar yakılmış, fişekler atılmış. Evin önünde de süslü-püslü bir Noel ağacı var gördüğünüz gibi. E bu da  inanç eksenli bir ezber bozma tabii, Hintli dediğin herkesin Hindu olması gerekmediği gibi, dileyen dilediği şekilde yaşar ve  ifade eder inancını, dinini... İnsan yeryüzünün her kısmında insan, teninin rengi, konuştuğu dil, üzerindeki kıyafet, geçmişinden bugününe taşıdığı gelenek-görenek ve elbette dinî inancı sınıflamaya gerekçe olmamalı. Zaten bu mesele halledilse, dünyamızın her köşesi ihtimâl güllük-gülistanlık olmalı. Ama?.. Neyse, şimdi konumuz bu değil. ''Vardım Hint eline'' dosyamızın ilk bölümünü böylece tamamlamış olalım. Sayfamıza biraz da ''Arkası Yarın'' tadı katalım, değil mi efendim? :)

Ek ve de dip: Eski ve ilk  blog sayfam ''Tırmık İzi'' artık yazıya kapatılmış olmasına rağmen, hâlâ çok sayıda kişi tarafından ziyaret edildiğini görüyorum. Blogdan seçilmiş yazılar bir kitap olarak yayınlandığından, Tırmık İzi'ndeki yazılarımın neredeyse tamamını arşive almış ve yayından kaldırmıştım. Ancak; bu ''bit pazarına nur yağdıran'' eskiye rağbet vaziyetini gözleyince, eski yazılarımı kısmen yeniden yayınlama kararı aldım. Çoğu yazımı bir devr-i daim sistemi içinde tekrar yayınlayacağım. Halen süren bu alâka için okurlara teşekkür eder, saygılardan bir buket sunarım:)

3 yorum:

Adsız dedi ki...

sayfanızın adını hala ezberleyemedim tırmıkizinden giriş yapıyorum :) benim gibilerden dolayı olabilir :)
Esen

kahvegibi dedi ki...

Yazı çok güzel, fotoğraflar da öyle...

Biz de kurban bayramında Hindistandaydık. Kuzeyi ancak gezebildik 10 günde. Baktıkça özlemim depreşti şimdi :)

Handan Demiralp dedi ki...

Hindistan tüm dünya genelinde, her milliyetten gezginin dikkatini çeken, giderek daha fazla insanın ziyaret ettiği, doğu öğretilerinin kaynağı oluşu kadar turistik özellikleri ve güzellikleri ile de tecrübe edilmek istenen bir ülke elbette... Ve sanırım artık oralara gitmek eskiye oranla çok daha kolaylaştı. Ancak; kuzey ve güneyi arasında ciddî farklar varmış bildiğim kadarı ile, elbette bu kadar geniş bir ülkeyi birkaç günde gezip bitirmek de olanaksız. İnşallah günün birinde bana da kısmet olur diyorum, selâm ve sevgilerimle...