26 Şubat 2013 Salı

Çantada keklik, ayy pardon, kedi!..


Az yazıyorum, evet. Hem şu sıralar okumanın yazma eyleminin hayli önünde olması, hem de yakında blogun gündemine çok geniş ve renkli bir coğrafyanın, Hindistan'ın bütün ihtişamıyla oturacak olması buna sebep... Bir nevî dinlenme/dinlendirme de denebilir. Dinlenme demişken; sevgili arkadaşım Lâle'nin son ziyaretinde getirdiği hediyelerden biri olan bu kendinden demlikli kupa dinlenme zamanlarımın vazgeçilmezi oldu bile:) Şu an içinde portakal kabuklu meyve çayı demleniyor meselâ, çok kullanışlı, pratik, faydalı ve sevimli bir şey, dört ayaklı varlık mıknatısı sevgili arkadaşıma bir kez daha teşekkür bu vesileyle...
 
İşe gitme zamanlarında, evin içinde ''ayyy şunu da unutmayayım, aman seslendirme metinleri yukarı odada kalmış, mataramı aldım mı, anahtarları nereye koymuştum yâhû?!!'' şeklinde bir aşağı-bir yukarı koştururken masanın üzerine bırakılan çanta anında rahat ve güvenli bir uyku alanına dönüşebilir bizim evde, şekilde görüldüğü üzere:) Kedilerin bize çok tuhaf ve aykırı gelen bu gibi davranışları çoktur lâkin; emin olunuz ki onların varlık boyutunda bütün bunların gayet mantıklı açıklamaları da mevcuttur, hiçbir şeyi lâf olsun diye yapmaz onlar. Evimizin en yaşlısı, su katılmamış İstanbul beyefendisi Yağmur elbette çantadan çıkarılmaktan hiç hoşlanmadı ama?..

Çantanın yanında duran kitap bitmek üzere, ön bilgiye buradan ulaşılabilir. Nil Gün'ü zaten severim, hayat arkadaşı Saim Koç'un kitaplarını da aynı sevgiyle tavsiye ederim. Birbirine aşkla bağlı bu iki insanın çalışmaları özgelişim/özdönüşüm konusunda çok mesafe katettirir insana, toplam fayda adına okuyunuz-okutunuz derim...

Her gece, üstelik gecenin geç vakitlerinde, hakiki anlamıyla katıla katıla, gözlerimden yaşlar gele gele, bir taraftan da komşuları rahatsız etmemek için fazla patırtı yapmamaya çalışarak, elimle ağzımı kapatarak kahkahalarla gülüyorum, hâttâ arada bu gülme krizlerinin çabuk geçmesi için bahçeye çıkıp serin havada derin nefesler alıyorum. Ruhsal ve bedensel sağlığıma bu şekilde paha biçilmez bir katkıda bulunan sebebi bilâhare yazacağım, şimdi değil. Lâkin; her gece yatağıma uzandığımda bütün varlığımla kalpten teşekkür ettiğim birileri var ve o birileri var ya, belki de hiç farkında olmadan aslında çok önemli bir görev yapıyorlar. Zekâ, yetenek ve varlıklarını kutluyorum her gece, kalbimle alkışlıyorum ben onları, iyi ki varlar:)

5 yorum:

Lale Kuyucu Azak dedi ki...

Yine bir araya gelelim de, konuşmaya dalıp kahveleri unutalım :)

Yağmur'um, sevgili Muzaffer Tema kılıklı kedi çocuk; bir dahaki sefere sana özel kucak seansı ayıracağıma söz veriyorum.

Hepinizi kucaklıyorum. Yakalayamabilirsen üzülme! :P

Handan Demiralp dedi ki...

Lâaaaleeeee, seni seviyoruzzzzz:) (Yalnız; bunu Sadi Celil Cengiz'in belâlısı Hale'nin söylediği şekilde söylüyoruz, fonda müzik var, ona göre:))) Lâaaaaleeeeeeee:)

baver ergun dedi ki...

Ben şu kahkahaya takıldım ya neyseee

Handan Demiralp dedi ki...

Anlatacağım Baver, sırası gelince:)
Sevgiyle...

Lale Kuyucu Azak dedi ki...

Handaaaaan, ben de sizi seviyorum Handaaaan! (aynı tonla söylüyorum ben de:)))