26 Şubat 2012 Pazar

Kuzgun/cuk, tilki veeee...

Bu fotoğraf İstanbul'un sen sevdiğim semtlerinden biri olan Kuzguncuk'a ait ve değerli Ayhan Sözen tarafından çekilmiş. Seneler evvel; en büyük aşkım olan İstanbul'la aramıza kanser girmeden önce, hemen her Cuma gecesi, bize özel ''Şenpolat Sineması''nda dünya sinema tarihinin en muhteşem filmlerini izlemek için gittiğim, giderken küçük vapur iskelesinin yakınındaki meşhur fırından muhakkak birşeyler alıp götürdüğüm ve bilhassa çok sevdiğim o rengârenk macaronları  sahildeki pastanesinde her zaman bulabildiğim şirin semtti burası :) Hiç unutmadım o güzel günleri, unutmaya da niyetim yok ayrıca... Ben en özel dostlarımı, canlıların yaşam hakkı adına zorlu yollarda beraber yürüdüğümüz emektar yol arkadaşlarımı, en güzel hatıralarımı, en unutulmaz yayınlarımı gerçekleştirdiğim ve Türkiye radyoları içinde en çok sevdiğim tarihî radyomu, kıyısında çay içip simit yemeyi (evet, gevrek değil kardeşim, simit, bildiğin düz simit işte!) terapi saydığım lacivert boğazı, kıyafetlerimin çoğunu aldığım 2.el dükkânları ve semt pazarlarını, arada öğle yemeklerimi yediğim ucuz ve temiz esnaf lokantalarını, bu koca şehrin iki yakasını biraraya getirmekten hiç bıkmayan yaşlı vapurları, hınzır martıları , türbeleri, farklı dinlerden bedenlerin uyuduğu mezarlıkları, camileri, meydanları, sarayları, kuleleri, Mayıs girdiğinde açan erguvanları, lâleleri, sahafları, aktarları, benim için çok değerli olan başka nice şeyi halen her yayınımda ''kentlerin kraliçesi'' diye seslendiğim ve aşkımı ilân ettiğim İstanbul'da, uzun yıllar yaşadığım bu sihirli kentte mecburen bırakmıştım. Sonrası benim adıma bir nevî ''mecburî hizmet'' oldu anlayacağınız... Şimdiii; ''Kuzguncuk'' joker kelime olsun, İstanbul zaten binlerce senedir orada durmakta mâlûm, benim kafamın içindeki tilkilerin kuyrukları birbirine hiç değmemiştir ki; o da mâlûm olduğuna göre, yazımızı meşhur bir atasözü ile tamamlayalım, ipucunu kapan kapmıştır zaten:
''Tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkânıdır...''  


Ayrıntılar zaman içinde, acele çorbaya hiç lüzûmsuz baharatlar katmıyoruz şimdilik, telâşa hacet yok. Bizlerin ve ait OLduğumuz bütünün en yüksek hayrına OLsun, cümleten mutlu haftalar OLsun efendim :)

2 yorum:

kahvegibi dedi ki...

Ahhhh! Burası benim İstanbul'da en sevdiğim yer. Asude'de tıka basa doymak, Sitare'de sallanan sandalyede oturup tatlı yerken geleni geçeni, kediyi köpeği seyretmek, akşam İsmet Baba'da demlenmek.

Ne kadar özlediğimi sizi okuyunca bir kez daha fark ettim.

Sevgiler

Handan Demiralp dedi ki...

İstanbul'un İstanbul gibi hissedildiği semtlerden biridir Kuzguncuk, evet... Çengelköy'de otururken hergün geçerdim oradan ve çok severdim. Kimbilir, belki Kuzguncuk'da, bir kahve sohbetinde tanışmak mümkün olur. Hayat bu, belli mi olur? :) Çok çok öptüm sizi...