6 Eylül 2010 Pazartesi

Bitiyor...

Evet bitiyor; başlayan herşeyin elbette biteceği bir yer de var. Tatiller bitiyor meselâ, yaz mevsimi bitiyor, Ramazan bitiyor, başlarken ''önümüzde upuzuuun, yedi saatlik bir yolculuk var'' dediğim gece nöbetleri gibi bitiyor birşeyler. Artık son patlıcanlar, son karpuzlar dolaşıyor ortalıkta, pikesiz, örtüsüz,  ardına kadar açık pencereler önünde öyle olduğun gibi sereserpe yatma zamanları bitiyor. Köpek kız Fadik için de böyle açıkhavada, çayır-çimen üzerinde geçen vakitler bitiyor...

''Ana'' yurdumuz Küçükkuyu'nun Çanakkale yolu üzerindeki ''Turistik''ten görünen bu manzarası ise yalnızca değişiyor sanırım, çok şükür ki henüz bitmiyor. Çocukluğumdan hatırladığım bu manzara üzerine bazı şeyler ekleniyor, bazıları ise eksiliyor. Manzaradaki yeşilin ve mavinin tamamen bitip tükeneceği zamanlar varsa eğer, ben o zamanda yaşıyor olmamayı tercih ederim. Artık asla çocukluğumdaki gibi olmasa da, bu manzara beni kısmen tesellî ediyor...

Biraz orada, biraz burada derken, tatilin de sonu geliyor. Foça Mambo Beach Club'ın haşarı kedilerinden bu ufaklık, bütün bir yazın geceli-gündüzlü eğlencelerine, partilere, konserlere bizzat iştirâk etmiş olmasına rağmen hiç de yorulmuş görünmüyor:) Her şezlongu tek tek ziyaret ediyor, herkesle ayrı ayrı oynuyor, kendini sevdiriyor, pekçok kişinin tatil anılarına kendinden birşeyler ekliyor...

Güneş tepelerin ardına doğru çekiliyor, hava artık daha erken serinliyor, ıslak havlular toparlanıyor, terliklerdeki kumlar yıkanıyor, sahil boyundan evdeki saksı dipleri için son taşlar toplanıyor. Lâvabolarda alelacele çalkalanıp ipe asılan  tuzlu mayoların devri bitiyor. Çocuk sesleri kıyılardan çekiliyor. Dergilerin, kitapların sayfalarını rüzgâr artık daha hızlı çeviriyor. Eylül denizi bütün bu bitmelere inat, her zamankinden daha lezzetli, daha ılık, daha güzel oysa. Şarkılar bitiyor, cep telefonlarının şarjı bitiyor, yollar bitiyor, yıldızlar kayıyor durmadan körfez gecelerinde, arkalarında ışıklı izler kalıyor. Yorgun klimalar teker teker susuyor, pikeler, battaniyeler, ince hırkalar yerlerinden çıkıyor, fesleğenler canlı yeşillerinden yavaş yavaş vazgeçiyor, üzümler sararıyor. Yaz veda ediyor, güz geliyor. Birşeyler başlarken, her zamanki gibi birşeyler bitiyor...

2 yorum:

Baturhan dedi ki...

Bitmezz.. bitemez.. biz daha Kemer'e gitcezz..denize gircezz.. sonra Adrasan'a gitcezz.. orada da denize gircezz.. bitmezz.. bitemez...
Sonra Bozburun'a bi daha gitcezz.. belki denize giremiycezz.. ama yaz bitmezz.. bitemezz.. nayırr.. nolamazz..

Handan Demiralp dedi ki...

Eh artık, daha ne diyeyim ben sana? Geze geze gezegen oldunuz, hâlâ bitmez, bitemezz, nayır, nolamaz diyorsun. Gidin, denize girin, gezin, tozun, içinize sinsin tabii de, yaz bitiyor artık Batos'cuğum. İllâ deniz kıyısı olması şart değil, elbette mevsim değişince de gidilecek çok yer var. Bak meselâ; http://www.papazlikhan.com/ gibi, değil mi? Şömine, camlarda yağmur, sıcak şarap, Kazdağları ve harika fotoğraflar:) Sana ve tüm sevdiklerine tadı yerinde, güzel bayramlar. Hepimizden sevgi ve selâmlar...