19 Mart 2014 Çarşamba

Ayde more Ediye...


Makedonya-Üsküp mahalli kıyafetini çok görmüştüm elbette daha önce, lâkin hiç giymişliğim yoktu. Geçtiğimiz Pazar günü, İzmir Balçova Kaya Thermal Resort Hotel'de, AKP İzmir milletvekillerinden ve özellikle İzmir'de yaşayan Balkan göçmenlerinin çok iyi tanıdığı Sn. Rıfat Sait ile birlikte Balkan İşadamları Derneği'nin organize ettiği ve Başbakan Sn. Recep Tayyip Erdoğan'ın da iştirâkleri ile gerçekleşen ''2.Balkan Buluşması''nda giymek kısmet oldu. İki güzel yardımcım olmasa idi, zannediyorum ben tek başıma bu işin içinden çıkamazdım zira içliği ayrı, gömleği ayrı, sırmalı cepkeni var, metrelerce kumaştan dikilmiş çooooook geniş bir şalvarı var, belinin kemeri var, saçının zımbırtısı var, var da var yani! Sevgili Sinem Aras ve sevgili Pınar Güney'e buradan da teşekkürü borç bilirim, çünkü bu iki güzel kadın giydirdi beni programdan önce, saçımdan ayakkabıma her detayla ilgilendiler ve olması gerekene en yakın görüntüyü zannediyorum bu sayede sağlayabildik. Zaten program boyunca üzerimde taşıdığım bu giysi de sevgili Sinem'in bir akrabasına aitti, kendisi benim için özel olarak getirdi, giydirdi, ben de Üsküp'ten gelen bu kıyafetin bir tarafına bir şey olmasın diye pür dikkat taşıdım üzerimde, püfff,  bu doğrusu hiç de o kadar kolay değildi!..

Netice genel olarak beğenildi, evet. Meslek hayatım boyunca herhalde en fazla hatıra fotoğrafı çektirme talebi ile karşılaştığım çalışmalarımdan biri oldu, millet adetâ fotoğraf sırasına girdi, kimseyi de kırmak istemedik tabii, program sonrası lobide fotoğraf çekimi işi bir saate yakın devam etti :) Yalnız; ben o kocaman şalvarı idare etmekte epey zorlandım tabii, paçalarına basıp düşmemek için ekstra dikkat etmem gerekti. Dolayısıyla; sahneye çıkmadan önce usûlüne uygun duran kıyafet, programdan sonra bir miktar yamuldu!..



Sevgili Sinem Aras tam göçmen kızı tabii, yaşı, boyu-bosu, üslûbu ve endamıyla bu mahalli kıyafeti olması gerektiği gibi taşıma konusunda birincilik onundu. Zaten bir onun şalvarına bakın, bir de benimkine, vaziyeti anlarsınız :) Benim sahnede olma mecburiyetimin de bunda payı var tabii, ikide bir kaygan kumaşın kemerden çıkıp sarkan taraflarını düzeltme olanağım elbette olmadı, Allah'tan benim şalvarın belini büzen kurdeleyi de sıkı sıkı bağlamıştı Sinem, bana baştan biraz fazla sıkı gelen bu bağlamanın sebebini kıyafetle yürümeye başladığımda daha iyi anladım, o sıkılık sayesinde kurdelenin gevşemesi ve ben sahnedeyken meselâ, ayağımdaki şalvarın patadanak düşmesi gibi bir süpriz yaşanmadı, böylelikle gazetelerin birinci sayfa haberi olmaktan da kurtulmuş oldum, düşmesindense ''aman bırak böyle dağınık kalsın'' mantığı bana daha uygun geldi işimin ciddiyeti itibarı ile, hani sanki… :)



Sunuş partnerim sevgili Okan Karacan'ın bu şekil bir kıyafet derdi yoktu tabii. 18 Mayıs'ta biricik sevdiği ile evlenecek olan mikrofon arkadaşım da bir Rumelili, hakikaten eğlenceli adam :) Okan sağlıklı bir şekilde kilo vermeye devam ediyor ve bu serüvenini Instagram hesabından takipçileri ile paylaşıyor, ben de çok faydalandım doğrusu, meraklısına tavsiye ederim, izleyin Okan'ın diyetini…

Benim ''kızçe''lik maceram da işte bu kadardı dostlar, kıyafet iyiydi- güzeldi tabii de, sağına-soluna aman bir şey olmasın, ayağımdaki yüksek topuklara takılmasın, tepeüstü yere çakılmayayım, aman belinin kurdelesi gevşemesin, yok kemerden çıkmasın falan-fıstık gibi teferruatı fazlaydı, giydik, sahneye çıktık, ortalarda salındık, dünya kadar da fotoğraf çektirdik işte, kâfidir bu kadarı benim için, fazlasını almayayım yani :)

2.Balkan Buluşması'ndaki görevim sırasında bana yardımcı olan herkese gönülden teşekkür ediyorum ancak en büyük teşekkürüm AKP İzmir milletvekili Sn. Rıfat Sait'edir, zira kendisi çalışmadan sonra geç vakitte eve döndüğümde beni cep telefonumdan bizzat arayarak emek ve desteğim için teşekkür etmiş, ''yorduk sizi, hakkınızı helâl edin'' demiştir. Ben bu davranışı her nevi siyaset kabuğundan, bin türlü önyargıdan, ondan-bundan-şundan  soyup, ''saf nezaket'' olarak kabûl ederim kardeşim ve öyledir de zaten, tartışmam, tartıştırmam. Nezaketin, tecrübeye hürmetin, adam gibi adam olmanın partisi, siyaseti, sağı-solu olmaz. Bu yazıya noktayı da ben değil, sevgili Muammer Ketencoğlu'nun şu çalışması koysun isterim. Ayde more, artık ben giderim:)   


2 yorum:

baver ergun dedi ki...

Yine ne maceralardasın Handancığım. Kıyafetin çok hoş olmuş. Hele akordiyon, Ketencoğlu'da varsa. Bir harika.

Handan Demiralp dedi ki...

Vazife Baver'ciğim, vazife… Böyle bir işim-mesleğim olduğu için kimine göre şanslı sayılıyorum, kimine göre de bahtsız:) Ama ben mesleğimi, yapmakta olduğum işleri seviyorum, işin doğasında macera var zaten! 2.Balkan Buluşması toplantısında Üsküp mahalli kıyafeti ile sunuş yapmam arzu edildi, dolayısı ile bu kılığa girdim. Ketencoğlu ise zaten göçmüşlüğün alamet-i farikası değil midir sevgili dostum? :) Çok teşekkür ediyor, selâmlar uçuruyorum sana doğru...